Birincil Gezinme

3. Yarının Eğitimi Zirvesi Nasıl Geçti?

2-3 Kasım 2019 – Harbiye Askeri Müzesi

Raporumuza 1 dakikanızı ayırmak istiyorsanız:

Türkiye’nin En Seçkin Eğitim Zirvesi geride güzel deneyimler bırakarak sona erdi!

Her yıl eğitimde başarılı olmuş birbirinden farklı ülkeleri ve eğitimcileri buluşturduğumuz Yarının Eğitimi Zirvesinde bu yıl Avustralya, Kanada, Vietnam konuk ülkelerimizdi. Türk Telekom, Acıbadem Okulları, Sebit, Turkcell Akademi ve Monster Notebook destekleriyle gerçekleştirdiğimiz zirvemizde iki gün de büyük bir öğrenme coşkusuyla geçti. 

3 farklı kıtadan ve ülkemizden davet ettiğimiz yarınlara ilham olan seçkin konuşmacılarımız (Vietnam’dan gelecek olan Gian Tu Trung’un babasının ölümcül hastalığı sebebiyle gelememesi dışında) zirvemize hem atölyeleri hem de konuşmaları ile imzalarını attılar. Bu yıl pek çok ilki gerekleştirdiğimiz zirvemizde hem atölyelere hem çocukların söz hakkı aldığı Çocuk Oturumuna hem de #YarınınÖğretmenleriÖdülü’ne yer verdik. Yılın teması olarak belirlediğimiz #YarınınÖğretmeni ile eğitimde öğretmenlerin önemine vurgu yaptık. 

Farklı ülkelerin eğitimcilerinin ülkemizin eğitimcileri ve yarınların eğitimine çözüm arayanlar ile buluştuğu zirvemizde oyunlaştırma, eğitim teknolojileri, uluslararası eğitim, üniversite eğitimi, inovasyon, yenilikçi uygulamalar, farkındalık, ölçme değerlendirme, öğrenme ve daha pek çok eğitim tasarımı hakkında konuşuldu ve uygulamalar yapıldı.

Raporumuza 5 dakikanızı ayırmak istiyorsanız:

Zirvemizden Geriye Kalanlar!

Zirvemize gelemediyseniz veya gelip de ‘ama kaçırdıklarım var’ diyorsanız sizler için hazırladığımız raporumuz okunmayı bekliyor! 

İşte, Zirvemizden an be an kesitler…

Zirve Öncesi Heyecanlar…

Yarınların Eğitimini konuşuyoruz ancak hala kayıt masası mı var, sorunundan yola çıkarak geliştirdiğimiz QR Kodlu Giriş Kartlarımızla zirvemize ayak basan katılımcılarımız, kendilerine verdiğimiz oyunlaştırma kartını alarak zirve alanında saklamış olduğumuz 11 kelimeyi aramaya koyularak güne başladı. Bir oyunlaştırma da biz yapalım dediğimiz zirve gününde 200’ü aşkın kişi bu oyunu oynadı ve kelimeleri birleştirip mail atan ilk 3 kişiye hediyeleri kargo ile yollandı. Heyecanlı koşuşturmacanın ardından minik atıştırmalıklarını alan katılımcılarımız ana salondaki yerlerini aldılar.

Kanada’dan gelen Waterloo Üniversitesi rektörü Feridun Hamdullahpur ilk konuşmacımız olarak ‘bir üniversite olarak eğitime nasıl fark katabiliriz’, sorusuna cevap verdiği konuşmalarını gerçekleştirdi.

Kanada’nın eğitimini dönüştürmede önemli bir rol oynayan eski Ontario Eğitim Bakan Yardımcısı Mary Jean Gallagher, konuşmasında ‘öğrenci başarısını inşa etmenin yollarını’ aktardı.

Ülkemizin teknoloji ayağı olan Microsoft CTO’su Onur Koç’un da konuşmacımız olduğu zirvemizde eğitim ve teknoloji bir arada ele alındı. Dijitalleşen çağın eğilimlerine göre eğitimi nasıl ele almamız gerektiğini aktaran Onur Koç, tecrübelerini katılımcılarımızla paylaştı.

Ülkemizdeki fütürist çalışmalarında öncü olan Unilever Körfez Ülkeleri Genel Müdürü Cem Tarık Yüksel’in de katıldığı zirvemizde, değişimin 4.0 çağında eğitimcilerin ve öğrencilerin rolleri konuşuldu.

Sebit Eğitim ve Bilgi Teknolojileri’nde “Kazanım Değerlendirme Uygulaması”nın (KDU) yürüten akademisyen Eren Ceylan, “Okul İşleyişine yön Vermek” konuşmasıyla eğitimde veri analizlerinin önemini aktardı. 

Konuşmalarımızın ardından bu yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz Yarının Öğretmenleri Ödülünü vermek üzere ilk 10 finalistimizi sahneye çağırdığımız Ödül Törenimizi gerçekleştirdik. 

Kanada’nın en seçkin oyunlaştırma uzmanlarından Scott Hebert, “Başlamak İçin Yıldıza Bas” adlı atölyesinde katılımcılara sıkıcı bir hal alan sınıf ortamını ve eğitimi oyunlaştır ile nasıl daha keyifli hale getirebileceklerini örneklerle ve uygulamalarla kazandırdı. 

Katılımcıların bir kısmı ise aynı anda Mind Lab atölyesinde strateji oyunları oynarken diğer kısmı Sebit Eğitim ve Bilgi Teknolojileri “V Fabrika ile İçerik Geliştirme” atölyesinde e-içerik ürettiler.

Microsoft Türkiye’den zirvemize gelen Eğitim Çözümleri Uzmanı Ömer Sarpdağ, atölye çalışmasında Minecraft Eğitim Sürümünü ders ve öğrenme içerisinde nasıl kullanacaklarını öğrendiler.

4 eş zamanlı atölyemizin yanı sıra ana salonda Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç, ilham veren konuşmasını gerçekleştirdi.

Avustralya’dan gelen Avustralya Bilim Öğretmenleri Derneği (ASTA) yönetim kurulu üyesi Kay Lembo, STEM alanında yaptıkları özgün ve yenilikçi çalışmalarla katılımcılarımıza ilham veren konuşmasını gerçekleştirdi.

Wee Tiong Seah’ın, “JEDI Yaklaşımına Göre Yetkinlikleri ve Karakter Özelliklerini Kazandırma” atölyesinde öğrencilere sosyal becerileri JEDI modeline göre nasıl kazandırabileceklerini öğrendiler. 

Narrative Terapi uzmanı Gülce Nur Dinçer’in “Sınıfa Narrative Dokunuşlar” atölyesine katılarak eğitimle Narrative’i buluşmasına tanıklık ettiler. 

İkinci gününde tüm heyecanı ve yoğun temposu ile devam eden 3. Yarının Eğitimi Zirvesinde, Randall Martin’in British Columbia’nın Eğitim Sisteminin başarılarını anlattığı konuşmasında katılımcılar, başarılı bir eğitim müfredatına dair pek çok detaya hakim olmuş oldular.

Zirvemize Turkcell Akademi’den katılan Koray Tamerk, “Bilim evrenseldir ve birleştiricidir” adlı konuşması ile sahnede yerini almasıyla salonun havasında eğitimde çözüme dayalı bir değişiklik yaşandı. 

Sahneye tüm enerjisi ile gelen Kanadalı konuşmacımız oyunlaştırma uzmanı Scott Hebert, okulun sıkıcılığına dair nasıl bir model geliştirdiğini anlattığı ilham veren konuşmasını gerçekleştirdi. 

Eğlence dolu anların ardından Hebert’in yerini alan Avustralya’dan gelen konuğumuz Victoria Eyaleti Eğitim Direktörü Barış Satar, “Uluslararası Eğitim ve Teknoloji” adlı konuşmasını gerçekleştirdi.

Bir önceki gün atölyesini gerçekleştiren Avustralya Melbourne Üniversitesi’nden gelen konuğumuz Wee Tiong Seah, “21. Yüzyılda Sosyal Becerilerin Gelişimi: Değerler Yaklaşımı”  adlı konuşması ile öğrencilere beceri kazandırmanın önemine değindi. 

Zirvemizdeki bir diğer ilk olan YÖM Okulları kurucusu Kayhan Karlı’nın moderatörlüğünde gerçekleştirdiğimiz Çocuk Oturumu kapsamında çocuklara eğitime dair söz hakkı tanındı. 

Çocuk Oturumunun yanı sıra 4 eş zamanlı atölyelerden Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme uzmanı Türker Toker’in, Türkiye’nin seçkin oyunlaştırma uzmanı Ercan Altuğ Yılmaz “Oyunu Ciddiye Al, 6 Adımda Oyunlaştır” , Kanada’dan gelen Randall Martin’in David Rawnsley ile birlikte gerçekleştirdiği “Öğrenci Başarısının Anahtarı: BC’de Kişiselleştirilmiş Öğrenme ve Gelişen Müfredat” ve Avustralya’dan gelen konuğumuz Barış Satar, “Uluslararası Eğitime Bir Bakış” atölyeleri gerçekleştirildi.

Ana salonda konuşmalarını yapmak üzere yerini alan Küresel Öğretmen Ödülü Finalisti Nurten Akkuş, ilham veren konuşmasını ve çocuklara umut yolu açan projelerini aktardığı konuşmalarını gerçekleştirdi. 

Kayhan Karlı’nın Öğretmenler Öğrenmez konuşmasının yanı sıra yeniden başlayan 4 eş zamanlı atölyemiz zirvenin son saatlerinde heyecanı hala dinamik tutmaktaydı. 

Atölyeler arasında East Anglia Üniversitesi’de öğretim üyesi olan Fahri Karakaş, sınıf içi oyunlaştırma uygulamalarını kazandırdığı “Başlamak İçin Yıldıza Bas-Gamification 101” atölyesi ile Scott Hebert, IoX ekibinin tecrübelerini aktardığı “Ay’a Yolculuğu Anlatan Eğitim Materyali Tasarlıyoruz” ve Down Sendromu Derneği’nin değerli üyelerinin katıldığı “Bensiz Olmaz Söz+1” adlı atölyesi yer aldı.

Atölyelerin heyecanı ve konuşmaların kazandırdığı umut ile zirvemiz 2 günün ardından sona erdi.

Raporumuza 20 dakikanızı ayırmak istiyorsanız:

Kanada’dan gelen Waterloo Üniversitesi rektörü Feridun Hamdullahpur ilk konuşmacımız olarak ‘bir üniversite olarak eğitime nasıl fark katabiliriz’, sorusuna cevap verdiği konuşmalarını gerçekleştirdi.

Dünya ekonomi forumunda listelenen küresel riskler pek çok mesleğin ortadan kalkmasına fakat milyonlarca mesleğin doğmasına neden olacak. Peki, biz bu açığı karşılayabilecek miyiz?” sorusuyla konuşmasına başlayan Hamdullahpur, bu dönüşümün üniversite ayağının sorumluluklarını sıraladı. Değişen çağa karşı eğitimcilerin nasıl bir dönüşüme gitmesi gerektiklerini tecrübeleriyle aktaran Hamdullahpur, yenilikçi eğitimin nabzını yakalamayı teşvik etti. 

Hamdullahpur, bunun için takip etmemiz gereken Yükseköğretim Değişim Trendleri’ni sınıf dışı deneyimleri içeren eğitim, disiplinlerarası araştırma, bilginin erişilebilirliği ve demokratikleşmesi, yaşam boyu öğrenme, daha etkin bir eğitim için üniversite ve sanayiyi bir araya getirecek kritik düzenlemeler olarak ifade etti. Tüm bunları içeren bir yükseköğretimin toplumun tüm ihtiyaçlarına karşılık gelebileceğinin umudunu veren Hamdullahpur, “Refah oluşturmak için zaten var olana odaklanamayız. Bunun yerine ne olması gerektiğine odaklanmalıyız ki, bu işin merkezinde de yaratıcılık vardır.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Kanada’nın eğitimini dönüştürmede önemli bir rol oynayan eski Ontario Eğitim Bakan Yardımcısı Mary Jean Gallagher, konuşmasında ‘öğrenci başarısını inşa etmenin yollarını’ aktardı.

Önce bulunduğu eyaletin sonra ülkenin daha sonra ise dünyanın pek çok yerinde eğitimde öğrencilerin başarı elde etmesini sağlayan Mary, tüm bu tecrübelerini adım adım katılımcılarımızla paylaştı. Öncelikle küçük hedefler koyarak başarıya adım atmamızı önerek Mary, eğitimin amacını belirlemenin önemine değindi. Onurlu, dünya vatandaşı, inovasyon becerilerine sahip bireyler yetiştirmeyi hedefleyen bir eğitimin gerçek değişimi sağlayacağını Ontario eyaleti örneği üzerinden detaylandırdı. İlk yıllarda öğrencilere kişisel yönetim becerilerini, sonraki yıllarda inovasyon becerilerini kazandırmanın öğrencilerin birey olmalarındaki önemini vurguladı. Değişimin tepeden değil öğretmenlerin, müdürlerin, velilerin ve öğrencilerin de bulunduğu bir takım çalışması olduğunu savunan Mary, sözlerini öğretmenlerin değişime açık, dönüştürücü ve iyi birer araştırmacı olması gerektiğini tavsiye ederek sona erdirdi. Çünkü; “Bizler ne kadar iyi olursak olalım, öğrencilerimizin tutkulu bir şekilde daha iyi olmasını istemeliyiz.”

Ülkemizin teknoloji ayağı olan Microsoft CTO’su Onur Koç’un da konuşmacımız olduğu zirvemizde eğitim ve teknoloji bir arada ele alındı. Dijitalleşen çağın eğilimlerine göre eğitimi nasıl ele almamız gerektiğini aktaran Onur Koç, tecrübelerini katılımcılarımızla paylaştı.

Çocuklarımız için, fiziksel dünyayı geliştirmemiz lazım. Fiziksel dünyası zengin olmayan çocukların dijital dünyada harcadıkları zaman artacaktır, bunun dengesini kurmamız gerekiyor.” sözleriyle konuşmasına başlayan Koç, eğitimde öğretmenin rolünün tam da burada başladığını vurguladı. Katılımcılarımıza bir öğretmenin rolünün çocuğa hayal kurdurmak ve ondaki yaratıcılığı arttırmak olduğunu öneren Koç, çağımızın gerektirdiklerinin tam da burada yattığını belirtti. Koç’a göre artık eğitim de her çocuğa özel, kişiselleştirilmiş bir boyuta ulaşmalı ki; çocuklar kendi müfredatlarına göre kendilerini keşfetsinler. Bu bağlamda Koç, çağımızda artık bilgiye göre değil o bilgi ile ne yaptığımıza göre işe alımlar yapıldığını bu nedenle sürekli öğrenmeye ve üretmeye yatkın insanların işe alınacağını belirterek sözlerini sona erdirdi. 

Ülkemizdeki fütürist çalışmalarında öncü olan Unilever Körfez Ülkeleri Genel Müdürü Cem Tarık Yüksel’in de katıldığı zirvemizde, değişimin 4.0 çağında eğitimcilerin ve öğrencilerin rolleri konuşuldu.

Giderek karmaşıklaşan dünyaya doğan çocuklarımızın neyle karşı karşıya olduklarını fark etmemizi sağlayan Cem Tarık Yüksel, katılımcılarımıza çocukların edinmesi gereken kabiliyetleri ve öğretmenlerin önemini aktardı. Çocuklarımıza problem odaklı düşünme, uzun vadede etkili karar verme, dahil olarak ve simulasyon aracılığıyla öğrenmeyi kazandırmamız gerektiğini vurgulayan Yüksel, bunu kazandıracak öğretmenlerden daha iyi hiç bir eğitim sistemi ve okul olamayacağını ifade etti. 

İnsan, heykeltraşını bekleyen çirkin bir taştır. Siz eğitimciler ise o taşı oyacak kişisiniz, sizler bunu başaracak olanlarsınız.” misyonu ile geleceğin eğitimcilerine ümit veren Yüksel, sözlerine “Seyirci kalma, yap!” mottosu ile sona erdirdi. 

Sebit Eğitim ve Bilgi Teknolojileri’nde “Kazanım Değerlendirme Uygulaması”nın (KDU) yürüten akademisyen Eren Ceylan, “Okul İşleyişine yön Vermek” konuşmasıyla eğitimde veri analizlerinin önemini aktardı. 

İnsanın hayatına yön veren verilerin öneminin eğitimde de kendini gösterdiğini ve veri yönetimini etkili kullanarak okulun etkisini arttırabileceğimizi ifade eden Ceylan, katılımcılara bu gücü kullanmamız gerektirdiğini kazandırdı. Konuşmasına “Eğitimde günlük yaşamla bilgiyi entegre ederken kavramsal bilgileri de öğretmeliyiz.” sözüyle sona erdiren Ceylan, bu dengenin iyi kurulması gerektiğini vurguladı.

Konuşmalarımızın ardından bu yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz Yarının Öğretmenleri Ödülünü vermek üzere ilk 10 finalistimizi sahneye çağırdığımız Ödül Törenimizi gerçekleştirdik. 

Yüzlerce başvuru arasından ilk 10’a giren eğitimcilerimizin ilham veren yenilikçi uygulamaları arasından seçtiğimiz ilk 3 öğretmeni açıkladığımız Ödül Töreni kapsamında ilk 3 finalistimize Monster Notebook, plaket, birincimize ise yurt dışındaki bir eğitim zirvesinin biletini hediye ettik. 

Tüm heyecanı ile öğleden sonra da devam eden zirvemizde bu yıl ilkini gerçekleştirdiğimiz atölyelerimiz zirveye renk ve tecrübe kattı. 

Yurtdışından ve ülkemizden gelen seçkin eğitimcilerin tecrübelerini kazandırmak amacıyla düzenlediği atölyelerimiz katılımcılara global bir ufuk çizdi.  Ana salondaki konuşmalarımızla eş zamanlı gerçekleşen 4 atölyemiz teknoloji, oyunlaştırma, zeka oyunları gibi çeşitli alanlarda tecrübe kazandırdı. 

Kanada’nın en seçkin oyunlaştırma uzmanlarından Scott Hebert, “Başlamak İçin Yıldıza Bas” adlı atölyesinde katılımcılara sıkıcı bir hal alan sınıf ortamını ve eğitimi oyunlaştır ile nasıl daha keyifli hale getirebileceklerini örneklerle ve uygulamalarla kazandırdı. 

Katılımcıların bir kısmı ise aynı anda Mind Lab atölyesinde strateji oyunları aracılığıyla düşünme ve yaşam becerilerinin gelişimini nasıl sağlayacaklarını uzmanlarından dinlediler, öğrenciler ve uyguladılar.

Sebit Eğitim ve Bilgi Teknolojileri “V Fabrika ile İçerik Geliştirme” atölyesinde ise katılımcılar, farklı becerilere sahip öğrencilerden takımlar oluşturarak kolaylıkla özgün e-içerikler üretmelerini saplayacak V Fabrika içerik platformunu deneyimlediler. 

Microsoft Türkiye’den zirvemize gelen Eğitim Çözümleri Uzmanı Ömer Sarpdağ, atölyesinde öncelikle Microsoft Teams ve Offiice 365 eğitim ve öğretim araçlarını katılımcılarımıza tanıtmış bilgilendirme ardından sonra çocukların tutkun olduğu Minecraft oyununun Eğitim Sürümü ile tanıştırmıştır. Atölye kapsamında katılımcılar, oyun tabanlı öğrenimi öğrencilerine nasıl kazandıracaklarını eğlenceli ve keyifli bir şekilde edinmişlerdir. 

4 eş zamanlı atölyemizin yanı sıra ana salonda ilham veren konuşmasını gerçekleştiren Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç, “Öğretmenler en iyi beyin cerrahlarıdır, çünkü sizler beyin değiştiriyorsunuz. Sizin değiştirdiğiniz beyinler, yepyeni bir kültür oluşturuyor.” sözleriyle eğitimicilerin önemine bir kez daha dikkat çekmiştir. Uzman beyin cerrahı Kılıç, öğretmenlerin bu öneminden ötürü öğretmenlerin önce kendileri değişen ve dönüşen olmaları gerektiğini vurgulayarak konuşmasını sona erdirmiştir. 

Saatler akşamı göstermeye başladığında sona doğru yaklaşan zirvemizin birinci günü iki konuşmacımızın ve bitenlerin yerine başlayan yeni 2 eş zamanlı atölyemizin gerçekleştirilmesi ile kapanış yaptı.

Avustralya’dan gelen Avustralya Bilim Öğretmenleri Derneği (ASTA) yönetim kurulu üyesi Kay Lembo, STEM alanında yaptıkları özgün ve yenilikçi çalışmalarla katılımcılarımıza ilham veren konuşmasını gerçekleştirdi.

Kay Lembo, her ülkede olduğu gibi Avustralya’da da dezavantajlı grupların olması ve bu öğrencilerin meslek seçiminde çok bir bilgiye sahip olmaması sorununa karşı STEM oyun kartları tasarlayan ASTA’dan ve diğer çalışmalarından bahsetti. 

Aynı anda atölyelere yönelen katılımcılarımızın bir kısmı Avustralya’dan gelen konuşmacımız Wee Tiong Seah’ın, “JEDI Yaklaşımına Göre Yetkinlikleri ve Karakter Özelliklerini Kazandırma” atölyesinde öğrencilere sosyal becerileri JEDI modeline göre nasıl kazandırabileceklerini öğrendiler. 

Wee Tiong’un eğlenceli anlatımıyla devam eden atölyede, öğrencilere öncelikle öğrenmeyi öğretmek ve sevdirmek için neler yapılması gerektiği hakkında konuşuldu, deneyimler ve uygulamalar tecrübe edildi. 

Katılımcılarımızın bir diğer kısmı ise Narrative Terapi uzmanı Gülce Nur Dinçer’in “Sınıfa Narrative Dokunuşlar” atölyesine katılarak eğitimle Narrative’i buluşmasına tanıklık ettiler. 

Gülce Nur Dinçer’in durmaksızın oyun oynatarak keyifli bir ortam sunduğu atölyesinde, katılımcılar hikayeciliğin bütünlüğünü kullanarak eğitime ve öğretmeye nasıl katkı sağlayacaklarını bizzat tecrübe ederek ve uzmanından dinleyerek öğrenmiş oldular. 

Günün son konuşmacısı olan TABIP Avustralya Bilim Danışmanı Yasemin Temelat, uluslararası işbirliklerinin bilim açısından önemine değindiği ve TABIP kapsamında yürütmüş oldukları çalışmalardan bahsettiği konuşması ile zirvenin kapanışını yaptı.

İkinci gününde tüm heyecanı ve yoğun temposu ile devam eden 3. Yarının Eğitimi Zirvesi, güne zirve alanına sakladığımız kelimeleri bulma oyunlaştırmamızın kazananlarının açıklanmasıyla başladı. Ardından ilk konuşmacımız sahnede yerini almasıyla devam eden zirvemiz, pek çok yeniliğe ve eğitim modeline şahitlik etmeyi hız kesmeden sürdürüyordu. 

Randall Martin’in British Columbia’nın Eğitim Sisteminin başarılarını anlattığı konuşmasında katılımcılar, başarılı bir eğitim müfredatına dair pek çok detaya hakim olmuş oldular.

Konuşmasına Platon’un“Bireyin iyiliği ve toplumun gelişmesi için eğitim” sözleriyle başlayan Martin, öğrencilerin ihtiyacı olan eğitim müfredatının bu amacı belirledikten sonra kurulması gerektiğinin vurgusunu yaptı. Sürekli bir gelişim döngüsü oluşturarak canlı bir müfredat oluşturmanın en büyük hedefimiz olması gerektiğini ifade eden Martin, yeterlilik bazlı bir öğrenme modeli içinde ANLA-YAP-BİL sırasını takip ettiğimiz bir müfredatımızın olmasını tavsiye ederek konuşmasını sona erdirdi. 

Zirvemize Turkcell Akademi’den katılan Koray Tamerk, “Bilim evrenseldir ve birleştiricidir” adlı konuşması ile sahnede yerini almasıyla salonun havasında eğitimde çözüme dayalı bir değişiklik yaşandı. 

Kural değil disiplin mottosuyla, salonun nabzını tutan Tamerk, eğitimin amacının dünyanın problemlerine çözüm bulmak olduğunu vurguladı. İlham veren coşkulu konuşmasına “Zor yolu seçersek, başaracağız. Bu yüzden bilimsel bilgi metodunu kullanmalıyız.” sözleriyle sona erdiren Tamerk, katılımcıların geleceğe çözüm dolu bir çerçeve ile bakmalarını sağladı. 

Sahneye tüm enerjisi ile gelen Kanadalı konuşmacımız oyunlaştırma uzmanı Scott Hebert, okulun sıkıcılığına dair nasıl bir model geliştirdiğini anlattığı ilham veren konuşmasını gerçekleştirdi. 

Kendi öğrencilik hikayesini anlatarak başladığı konuşmasına, okulun başlangıçta eğlenceli ve lezzetli bir pasta iken sonrasında sıkıcı bir hale bürünmesinin nedenlerini anlatan Hebert, buna getirdiği oyunlaştırma çözümünün detaylarını aktardı. Salonun da sadece dinleyen bir ortam oluşturmaması adına Hebert, koltukların altına önceden sakladığı 10 adet altın çikolatayı bulanlarla sahnede top oyunu oynayarak katılımcılara keyifli anlar yaşattı. 

Eğitimde kullanılmayan bir kaynak var, o da ÇOCUKLAR” sözüyle konuşmaya damagasını vuran Hebert, çocuğu müfredata dahil eden bir eğitim modeli kurmamız konusuna vurgu yaparak konuşmasını sona erdirdi. 

Eğlence dolu anların ardından Hebert’in yerini alan Avustralya’dan gelen konuğumuz Victoria Eyaleti Eğitim Direktörü Barış Satar, “Uluslararası Eğitim ve Teknoloji” adlı konuşmasını gerçekleştirdi.

Teknik ve mesleki eğitimin Avustralya’da çok gelişmiş olduğunu vurgulayan Barış Satar, bir ülkenin kalkınma macerasında teknik ve mesleki eğitim çok önemli olduğunu ifade etti. Ülkemize de bu konuda ufuk açan Satar tecrübeleri sayesinde, katılımcılara gelişmenin parçası olan eğitime dair çokça farklı bakış açısı kazandırdı. Her çocuğun kendi yeteneğine göre seçim yapması gerektiğinin ve bu bağlamda teknik ve mesleki eğitimin öneminin altını çizen Satar,  sözlerini “Mutsuz çocuklar üretiyoruz biz. Çünkü pek çok çocuk kendilerini üniversite mezunu olarak görmüyor.” cümlesiyle sonlandırdı. 

Bir önceki gün atölyesini gerçekleştiren Avustralya Melbourne Üniversitesi’nden gelen konuğumuz Wee Tiong Seah, “21. Yüzyılda Sosyal Becerilerin Gelişimi: Değerler Yaklaşımı”  adlı konuşması ile öğrencilere beceri kazandırmanın önemine değindi. 

Sözlerine “Hayatımızdaki her adım verdiğimiz kararlardan ibarettir.” cümlesiyle başlayan Wee Tiong, öğrenciler için asıl kazanılması gerekenin de karar alma yetisi olduğunu ifade etti. Bu bağlamda okulların bu beceriler kazandıran yerler olması gerektiğini ve bunun için de çocuklara öncelikle kendi kendisine öğrenmeyi öğretmemiz gerektiği vurgusunu yaptı. Konuşmasını “Bir çocuk (öğrenci) öğrenmeyi istemiyorsa okul istediği kadar güzel olsun öğrenemez.” sözleri ile sonlandıran Wee Tiong, katılımcılara bilgiden önce öğrenmeyi öncemelerini aktardı.

Zirvemiz minik atıştırmalıkların verildiği ufak bir molanın ardından devam ederken bir taraftan oturumlar diğer taraftan ise eş zamanlı 4 atölyemiz başladı. 

Zirvemizdeki bir diğer ilk olan YÖM Okulları kurucusu Kayhan Karlı’nın moderatörlüğünde gerçekleştirdiğimiz Çocuk Oturumu kapsamında çocuklara eğitime dair söz hakkı tanındı. 

Kayhan Karlı’nın Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen öğrencilere çeşitli sorular yönelttiği Çocuk Oturumunda, katılımcılar sadece eğitimcilerden değil eğitimin içinde yetişen çocukların de eğitimden beklediklerine tanıklık ettiler. Kayhan Karlı’nın çocuklara “Okul, size ne kattı?” sorusunu yöneltmesiyle çocukların verdiği ortak cevap “iyi dostlar” oldu. Çocukların aslında okuldan sadece bilgi değil tutum, davranış ve beceri  kazandığı yer olması bakımından çok büyük bir önem taşıdığı kararına varıldı. Çocukların okuldan ve eğitimden beklentilerini dinleyen katılımcılar, Kayhan Karlı’nın eşliğinde eğitimden çocukların beklentilerini not etmiş oldular.

Çocuk Oturumunun yanı sıra 4 eş zamanlı atölyelerden Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme uzmanı Türker Toker’in atölyesinde, eğitimde öğrencilerden aldığımız geri dönütlerin önemine ve ölçme değerlendirmenin kıstaslarına değindi.

Sunumunu Lösemili Çocuklar Haftasına dikkat çekmek için maskesiyle yapan Toker, eğitimcilerin öğrencilerin öğrenme sırasındaki bilişsel durumlarına hakim olmaları gerektiğini vurguladı. Katılımcılara bu yetileri kazandırmak adına atölyesini gerçekleştiren Toker, konuşmasını “Bilgi, kavrama, uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme bilişsel alan basamaklarıdır.” sözleriyle sonlandırdı.

Eş zamanlı bir diğer atölyede ise Türkiye’nin seçkin oyunlaştırma uzmanı Ercan Altuğ Yılmaz “Oyunu Ciddiye Al, 6 Adımda Oyunlaştır” adlı atölyesinde keyifli oyunlar ve takım çalışmaları eşliğinde oyunlaştırmanın adımlarını katılımcılara uygulayarak kazandırmış oldu.

Atölyesinde parmak oyunundan taş kağıt makasa kadar pek çok oyunun yeniden doğuşunu sağlayan Yılmaz, aslında içimizde ve köklerimizde olan oyununun ne kadar kilit bir noktada olduğunu bir kez daha kanıtladı. Özellikle öğrenme sürecinin içerisine gömüldüğü oyunlaştırmanın bir akış sağladığını ve bu akış içerisinde keyifli bir hale gelen öğrenmenin kalıcı olduğunu ifade etti. Aslında tüm bunları da birer oyunlaştırma süreci içerisinde katılımcılara kazandıran Yılmaz, oyunlaştırma dolu atölyesini keyifli bir öğrenmeyle sonlandırdı.

Kanada’dan gelen Randall Martin’in David Rawnsley ile birlikte gerçekleştirdiği “Öğrenci Başarısının Anahtarı: BC’de Kişiselleştirilmiş Öğrenme ve Gelişen Müfredat” adlı atölye çalışmasında katılımcılara bireye özgü bir müfredatın nasıl geliştirilmesi gerektiğini aktardı.

Eş zamanlı bir diğer atölyede Avustralya’dan gelen konuğumuz Barış Satar, “Uluslararası Eğitime Bir Bakış” adlı çalışmasında engin tecrübelerini aktardı. 

Başarının ve mesleklerin kişinin ne yapmak istediği ile belirlenmesi gerektiğini savunan Barış Satar, atölye çalışmasında katılımcılara öncelikle “Nerede iş bulurum, demektense ne yapmak istiyorum demeliyiz.” sözünün öneminden bahsetti. 

Ana salonda konuşmalarını yapmak üzere yerini alan Küresel Öğretmen Ödülü Finalisti Nurten Akkuş, ilham veren konuşmasını ve çocuklara umut yolu açan projelerini aktardığı konuşmalarını gerçekleştirdi. 

Kayhan Karlı’nın Öğretmenler Öğrenmez konuşmasının yanı sıra yeniden başlayan 4 eş zamanlı atölyemiz zirvenin son saatlerinde heyecanı hala dinamik tutmaktaydı

Kayhan Karlı, konuşmasına geleceğin çocuklarını yetiştiren öğretmenlerin daha çok öğrenmeye ve gelişmeye açık olması gerektiğini vurgulayarak başladı. Öğrenmenin ise teknik değil %100 duygusal bir şey olduğunu hatırlatan Karlı, öğrencilerin bir konuyu öğrendiklerini ancak kendi anlamlarını oluşturduklarında anlayacağımızı belirtti. Bunun içinse öğretmenlerin güçlü soru soran, şaşkınlık ifadesi kullanan, sürekli araştıran olması lazım ki çocuklar kendi anlamlarını oluşturabilsinler. Öğretmenlerin öğrenmesinin üzerinde duran Karlı, konuşmasını “Yeni çağın öğretmeni disiplinler arası okuma yapmalı, metafor kullanmalıdır.” sözleri ile sonlandırdı.

Eş zamanlı atölyelerimizde ise East Anglia Üniversitesi’de öğretim üyesi olan Fahri Karakaş, zirvemize İngiltere’den online olarak bağlanarak liderlik eğitimi alanındaki tecrübelerini aktardı. 

Aynı anda Scott Hebert, sınıf içi oyunlaştırma uygulamalarını kazandırdığı “Başlamak İçin Yıldıza Bas-Gamification 101” adlı atölyesinde katılımcılar dersleri oyunlaştırmanın yollarını keşfedip, uygulayarak öğrendiler. 

IoX ekibinin tecrübelerini aktardığı “Ay’a Yolculuğu Anlatan Eğitim Materyali Tasarlıyoruz” atölyesi kapsamında katılımcılar bir fikri insan odaklı bir şekilde hayata geçirmenin yollarını öğrendiler. 

Grup çalışması ile beyin fırtınası yapılıp bir kelimenin birçok anlama gelebildiğini görebiliriz, sözü ile atölyeye başlayan Iox ekibi katılımcılara bunu bizzat uygulatarak bir kelime haritası çıkarmalarını sağladı. 

Son olarak zirvenin en önemli konukları olan Down Sendromu Derneği’nin değerli üyelerinin katıldığı “Bensiz Olmaz Söz+1” adlı atölyesinde Öz Savunuculuk kapsamında down sendromlu bireylerin ve ailelerinin yaşadıkları sıkıntılar canlandırıldı.

Down sendromlu bireylerin de haklarının ve özgürlüklerinin olduğu vurgusu yapılan atölyede “Ama hepsi birbirine benziyor” söylemlerine karşı, “Hayır hiçbiri birbirine benzemiyor onların farklı özellikleri var, onlar da bir birey.” mottosuyla cevap verildi. Bu sayede katılımcılar farkındalık kazanmış ve down sendromlu bireylerin özgün ve biricik olduklarını fark etmiş oldular. Onların da toplumda var olmaları gerektiği ve kromozom saymadan adaletli davranmamız gerektiği ifade edilerek atölye sonlandırıldı. 

Okyanusları aşıp zirvemize gelen ve ülkemizden katılan birbirinden değerli 31 konuşmacımıza, siz değerli katılımcılarımıza, bize destek veren tüm sponsrolarımıza ve 3. Yarının Eğitimi Zirvesi’nin tüm ekibine 2 gün boyunca zirvemizin tüm heyecanına ortak oldukları için gönülden teşekkür eder, bir dahaki etkinliklerimizde görüşmeyi dileriz.


Lütfen bekleyin!

Eğitim Etkinliklerinden Haberdar Ol!

Yarının Eğitimi